Premier League’in önde gelen kulüplerinden Tottenham Hotspur, stadyumunda yürüttüğü kapsamlı veri merkezi ve ağ modernizasyonu kapsamında VMware altyapısından tamamen ayrılarak HPE GreenLake tabanlı yeni bir teknoloji mimarisine geçiş yaptı. Kulübün CTO’su Rob Pickering’e göre bu dönüşüm, VMware lisans maliyetlerinde yüzde 85’in üzerinde tasarruf sağladı. Ancak projenin arkasındaki temel motivasyon yalnızca maliyetlerin azaltılması değil; operasyonların sadeleştirilmesi, yapay zekâ destekli BT yönetimi ve daha otomatik bir altyapı oluşturulması da dönüşümün önemli parçalarını oluşturuyor.
63 Bin Kişilik Stadyumda Büyük Bir Teknoloji Altyapısı
Tottenham Hotspur Stadium yalnızca futbol maçlarının oynandığı bir alan değil, aynı zamanda oldukça büyük bir teknoloji altyapısına sahip kompleks bir tesis konumunda.
Yaklaşık 63 bin seyirci kapasiteli stadyumda;
- 1.650’nin üzerinde Wi-Fi erişim noktası,
- 840’tan fazla koltuk altı erişim noktası,
- 700 Bluetooth beacon,
- yaklaşık 20.000 ağ bağlantı noktası,
- 1.849 IPTV ekranı,
- 519 CCTV kamerası bulunuyor.
Tüm bu sistemlerin arkasında ise stadyum içerisinde konumlandırılmış altı koridorlu bir veri merkezi yer alıyor.
Bu ölçekteki bir altyapının kesintisiz çalışması yalnızca futbol karşılaşmaları açısından değil; konserler, NFL karşılaşmaları, rugby organizasyonları ve yıl boyunca gerçekleştirilen diğer etkinlikler açısından da büyük önem taşıyor.
VMware Yerine HPE GreenLake
Tottenham’ın gerçekleştirdiği dönüşümün en dikkat çekici noktalarından biri, kulübün sunucu, depolama ve sanallaştırma altyapısında VMware’den tamamen uzaklaşması oldu.
Yeni mimari büyük ölçüde HPE GreenLake portföyü üzerine inşa edildi.
Veri merkezinde;
HPE ProLiant Compute Gen12 sunucuları ve HPE Alletra Storage MP depolama sistemleri kullanılmaya başlandı.
Sanallaştırma katmanında ise VMware yerine HPE Morpheus VM Essentials (VME) tercih edildi. Altyapının operasyon ve izleme tarafında OpsRamp kullanılırken, hibrit bulut ortamının yönetimi de HPE tarafından sağlanacak.
Kulübün CTO’su Rob Pickering, HPE VM Essentials çözümünü VMware’in yerine kullanılabilecek tamamen yeterli bir alternatif olarak değerlendiriyor.
VMware’den Ayrılmanın En Büyük Nedenlerinden Biri Maliyet
VMware’in 2023 yılında Broadcom tarafından satın alınmasının ardından lisanslama ve ürün paketleme politikalarında önemli değişiklikler yaşandı.
Bazı bağımsız VMware ürünlerinin kaldırılarak daha geniş paketlerin içerisinde sunulması, birçok kuruluşun yalnızca ihtiyaç duyduğu teknolojiler yerine daha kapsamlı paketler satın almak zorunda kalmasına neden oldu.
Tottenham da bu değişimlerden etkilenen kuruluşlardan biri oldu.
Pickering’e göre VMware’den HPE tabanlı yeni altyapıya geçiş sonucunda lisans maliyetlerinde yüzde 85’in üzerinde tasarruf sağlandı.
Ancak Tottenham yönetimi açısından konu yalnızca lisans maliyetlerinin azaltılması değil.
Kulüp, sanallaştırmayı artık tek başına yüksek katma değer oluşturan stratejik bir teknoloji olarak değil, modern veri merkezi altyapısının standart bileşenlerinden biri olarak değerlendiriyor.
Bu nedenle yeni altyapının asıl değerinin sanallaştırma katmanından çok; otomasyon, izleme, yapay zekâ ve operasyon yönetiminin tek bir platform üzerinde birleştirilmesinden geldiği belirtiliyor.
Sanallaştırmadan AIOps’a Doğru
Tottenham’ın teknoloji stratejisindeki en dikkat çekici değişimlerden biri de AIOps – Artificial Intelligence for IT Operations yaklaşımının merkeze alınması.
Kulübün BT ekibi, yönettiği altyapının büyüklüğüne kıyasla oldukça küçük bir ekipten oluşuyor.
Bu nedenle sistemlerde oluşabilecek problemlerin insan müdahalesi beklenmeden tespit edilebilmesi ve mümkün olduğunda otomatik olarak giderilebilmesi kritik önem taşıyor.
Yeni altyapıda hedef; sunucu, depolama, sanallaştırma ve ağ katmanlarından gelen operasyonel verilerin tek bir yönetim platformunda toplanması.
Böylece BT ekibi farklı ürünlerin ayrı ayrı yönetim konsollarını kullanmak yerine altyapıyı merkezi bir yapı üzerinden takip edebilecek.
Yapay zekâ destekli operasyon sistemleri sayesinde potansiyel problemlerin henüz kullanıcıları veya hizmetleri etkilemeden tespit edilmesi ve otomatik aksiyonlarla giderilmesi hedefleniyor.
Bu yaklaşım aynı zamanda klasik sanallaştırma platformlarının seçiminde de yeni bir değerlendirme kriteri ortaya çıkarıyor:
Bir sanallaştırma platformunun değeri artık yalnızca sanal makineleri çalıştırabilmesiyle değil, daha geniş bir otomasyon ve AIOps ekosisteminin parçası olabilmesiyle ölçülüyor.
Wi-Fi 7 ve HPE Aruba Central Dönüşümü
Tottenham’ın dönüşümü veri merkeziyle sınırlı değil.
Stadyumun ağ altyapısı da modernize edilerek Wi-Fi 7 teknolojisine geçiriliyor. Yönetim tarafında ise yapay zekâ ve otomasyon yeteneklerine sahip HPE Aruba Central kullanılacak.
Bu dönüşüm özellikle maç günlerinde kritik önem taşıyor.
Bir karşılaşma sırasında yaklaşık 30 bin seyircinin aynı anda stadyumun Wi-Fi ağına bağlanabildiği belirtiliyor.
Ancak böylesine büyük bir stadyumda kablosuz ağ altyapısını yenilemek klasik bir ofis veya veri merkezi projesinden çok daha karmaşık.
Stadyumun yılın neredeyse 365 günü kullanılması nedeniyle uzun süreli bakım veya kesinti pencereleri oluşturmak oldukça zor.
Bu nedenle yaklaşık 1.800 erişim noktasının hizmetleri etkilemeden değiştirilmesi ve yeni altyapıya geçirilmesi gerekiyor.
Stadyumlarda Kablosuz Ağ Kurmanın Fiziksel Zorlukları
Tottenham Hotspur Stadium gibi büyük yapılarda Wi-Fi altyapısının kurulması yalnızca ağ cihazlarının yerleştirilmesinden ibaret değil.
Stadyumda kullanılan yoğun çelik ve cam yapı nedeniyle ortam, radyo frekansı açısından bir çeşit Faraday kafesi gibi davranabiliyor.
Bu durum kablosuz sinyallerin istenilen mesafelere ve alanlara ulaşmasını zorlaştırıyor.
Aynı zamanda on binlerce kullanıcının aynı anda kablosuz ağa bağlanması yüksek erişim noktası yoğunluğunu gerekli hale getiriyor.
Dolayısıyla projenin önemli bir bölümünü yalnızca BT altyapısı değil, fiziksel mühendislik ve radyo frekansı planlaması oluşturuyor.
Tottenham Örneği VMware Alternatiflerini Gündeme Getiriyor
Tottenham Hotspur’un gerçekleştirdiği dönüşüm, kurumsal sanallaştırma pazarında son dönemde yaşanan değişimin dikkat çekici örneklerinden biri.
Broadcom’un VMware’i satın almasının ardından değişen lisanslama modeli, birçok organizasyonun mevcut VMware mimarisini yeniden değerlendirmesine neden oluyor.
Ancak Tottenham örneğinde görüldüğü üzere değerlendirme yalnızca şu soruyla sınırlı değil:
“VMware yerine hangi hypervisor kullanılmalı?”
Kuruluşların artık daha geniş bir perspektiften;
- sanallaştırma,
- sunucu,
- depolama,
- ağ,
- hibrit bulut,
- izleme,
- otomasyon,
- AIOps
bileşenlerini birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
Tottenham’ın HPE GreenLake, Morpheus VM Essentials, OpsRamp, Alletra ve Aruba Central çözümlerini aynı teknoloji stratejisi altında birleştirmesi de bu yaklaşımın somut bir örneğini oluşturuyor.
Tottenham Hotspur’un VMware’den HPE tabanlı yeni altyapıya geçişi, yalnızca bir sanallaştırma platformu değişikliği olarak değerlendirilmemeli.
Kulüp bir yandan VMware lisans maliyetlerinde yüzde 85’in üzerinde tasarruf sağlarken diğer yandan veri merkezi, depolama, ağ ve operasyon yönetimini tek bir modernizasyon projesi altında yeniden tasarlıyor.
Buradaki en önemli değişim ise teknolojinin yönetim biçiminde ortaya çıkıyor.
Klasik yaklaşımda BT ekipleri oluşan problemlere müdahale ederken, yeni modelde yapay zekâ destekli operasyon platformlarının sorunları önceden tespit etmesi ve mümkün olduğunca otomatik olarak çözmesi hedefleniyor.
Dolayısıyla Tottenham örneği, VMware alternatiflerini değerlendiren kurumlar açısından önemli bir mesaj veriyor:
Geleceğin sanallaştırma mimarisi yalnızca hypervisor seçimiyle değil; otomasyon, AIOps, hibrit bulut yönetimi ve toplam sahip olma maliyetiyle birlikte değerlendirilmek zorunda.
Kaynak : https://www.theregister.com/on-prem/2026/09/03/spurs-boots-vmware-cites-85-licensing-saving/5294139
